Eğitim, “istendik yönde davranış değişimi” olarak tarif edilir. Bu eğitim bilimcilerin ortak görüşüdür. İşin içinde davranış varsa, ruh boyutu da ciddi demektir. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi profesörlerinden Sayın İnayet PEHLİVAN hocam, bu konuyla ilgili bir seminer sonunda elime bir dua tutuşturmuştu. Yabancı bir eğitim bilimcinin duasıymış. Kendi diliyle “tanrı”ya yönelmiş ve bir dua kaleme almış, bu duayen. Sanki bizim kaynaklarımızı özetlemiş gibidir. “Dini hangisi?”, “peygamberi kim?”, “uyruğu ne?” sorularının cevabını ben de bilmiyorum. Nasıl dua ettiğini merak edip okudum. Çok hoşuma da gitti. O şöyle dua ediyor;
- Tanrım beni yavaşlat! Aklımı sakinleştirerek kalbimi dinlendir.
- Zamanın sonsuzluğunu göstererek bu telaşlı hızımı dengele.
- Günün karmaşası içinde bana sonsuza kadar yaşayacak tepelerin sükûnetini ver.
- Sinirlerim ve kaslarımdaki gerginliği hafızamda yaşayan akarsuların melodisiyle yıka götür.
- Uykunun o büyüleyici ve iyileştirici gücünü duymamda bana yardımcı ol.
- Anlık tatiller yaşayabilme sanatını öğret; bir çiçeğe bakmak için yavaşlamayı, güzel bir hayvanı okşamak için durmayı, güzel bir kitaptan birkaç satır okumayı, hülyalara dalabilmeyi ve bu sayede ruhumu arındırmayı bana öğret.
- Her gün bana kaplumbağa ile tavşanın masalını hatırlat. Hatırlat ki,yarışı her zaman hızlı koşanın bitirmediğini, hayatta hızı artırmaktan çok daha önemli şeylerin olduğunu öğrenebileyim.
- Heybetli meşe ağacının dallarından yukarıya bakmamı sağla. Bakıp göreyim ki, meşe ağacının büyük ve güçlü olması yavaş ve iyi büyümesine bağlıdır.
- Beni yavaşlat ve köklerimi yaşam toprağının kalıcı değerlerine doğru göndermeme yardım et. Yardım et ki; kaderimin yıldızlarına doğru ve daha sağlıklı olarak yükseleyim.
- HEPSİNDEN ÖNEMLİSİ;
- Bana değiştirebileceğim şeyleri değiştirmek için CESARET ver.
- Değiştiremeyeceğim şeyleri kabullenmek için SABIR ver.
- Her ikisinin arasındaki farkı anlayabilmek için de ne olur bana AKIL ver.
Ruh eğitimin ne olduğu ve ne kadar önemli olduğu konusunda hemfikiriz artık değil mi? Başka söze hacet var mı?
|