Etkili bir konuşmanın teknik gereklilikler ve öğrenme yanında algısal ve duygusal boyutları vardır.
Çevremizdeki maddi dünyayla ve kişilerle yabancılığı gidermeden, bunun basit yöntemlerini öğrenmeden hiç bir konuşmacı rahat olamaz.
Doğru soluk alıp vermeyi öğrenmek, konuşmayı destekleyen denetimli ve destekleyici tam solunum tekniklerini edinmek, aslında iç ve dış organlarının tamamının sağlığını önemseyen herkes için bir gerekliliktir.
Konuşmada duyguların bileşiminden oluşan karaktersel duruş çok önemlidir. Çoğu kişi, nasıl bir duygu deseniyle kendisini diğer insanların önünde sunacağını bilemediğinden, kaygıların, tereddütlerin ve belirsizliklerin kurbanı olur. Oysa doğallıkla, özünde var olan duyguları doğru bir şekilde konumlandıran bir kişi, rolünü çok iyi öğrenip sahnede kusursuz performans sunan bir oyuncu gibidir.
Konuşmanın doğallığını ve etkililiğini, hayal gücünün kullanılmasını doğru bir şekilde bilme son derecede olumlu olarak etkiler. Hayal gücünü kışkırtmayı öğrenmek, sözcüklerin anlamını önce kendi zihnimizde canlandırabilmek, ilişkilendirmeyi kavramak, başarılı bir konuşmacının vazgeçilmez özellikleri arasındadır.
Çoğu kişi düz bilgileri kapsayan konuşmalarda duyguya gerek olmadığını düşünür. Oysa telaşsızlık, güven, enerjik olma, bilgelik, saygı, sevgi, içtenlik, iyi dilek sahibi olma ve sayısı daha da arttırılabilecek pek çok duygusal unsur, sıradan sayılabilecek bir konuşmanın nitelikleri arasında önemli yerler işgal edebilir.
Bir dilin özgünlüğünü ve zenginliğini, hatta bir başka açıdan müzikalitesini ses iniş çıkışları, bunun da en çok yapıldığı vurgulamalar belirler. Türkçe bu açıdan olağanüstü zengin vurgu inceliklerine ve çeşitliliklerine sahiptir. Tümcelerin ve sözcüklerin anlam vurgulamaları yanında, özel adlarda ve zaman edatlarında (henüz, şimdi gibi) ilk hecenin; iki heceli cins adlarda ikinci hecenin; tek heceli sözcüklerde bütün hecenin (çok, her, bu gibi), sıfatların tamamının, yüklemlerin hep vurgu alması gerektiğini kaç kişi biliyor ya da uyguluyor? Vurgunun da esler verme, sesin şiddetini ve tizliğini/pesliğini, temposunu (hızını) değiştirme gibi sayısız kombinasyonla yapılabileceğinden ne denli haberdarız?
Bildirim tümcelerinde son sözcüğün son hecesini kalınlaşarak ve kesin olarak bitiriyor muyuz? Soru ve ünlem tümcelerinde bunun tersine, son heceyi daha tiz söylüyor muyuz?
Konuşma organlarının tembelliklerinin farkına varıp bunları düzeltme, ses tınlama/çınlama odacıklarımızı keşfedip onlar aracılığıyla sesimizi büyütüp güçlendirme bizi bekleyen gizilgüçlerimiz arasında. Göğüs ve kafa seslerini duygusal anlatım grafiğindeki duygulara göre kullanmayı öğrenme bizleri usta konuşmacı yapmada bir aşama daha ileriye götürebilir.
Daha da ustalaşınca, birbirine karşıt duyguları bile sesinin tonunda ve duygu kayıtlarında yansıtabilen birisi olmak herhalde hoş bir durum olmalı. İnsanoğlu sesiyle kültürü kazanıp, onu geliştirme yolunu bulduğuna göre, bu yeteneğinin daha ne gibi yeni kapıları açacağı hala bize bağlı değil mi? |