ÇATLATMASAYDIN
ÇATLAK-1:Ünlü komutan Ebu Müslim el-Horosani, Emevi Devletini yıkan komutandır. Emevi devletini nasıl yıkmayı başardığı kendisine sorurluğunda dahice formülünü anlatır.:"Onlar; dostlarının zararından emin oldukları için dostlarını yönetimden uzak tuttular. Düşmanlarının zararından korunmak ve kazanmak için onları yakınlarına aldılar. Yanlarına aldıkları düşmanları dost olmadığı gibi, uzakta tuttukları dostları da düşman oldu. Böylece herkes düşman safında birleşince, yıkılmaları mukadder oldu." 21/12/2007
ÇATLAK-2: Makamı büyük, yetkisi çok insanlar vardır, yanına varamazsınız. Vardınız diyelim, muhabbetini sindiremezsiniz. Konuşurken kendisini anlatır, siz dinlemek zorundasınız sözünü kesmeden. Yoksa nezaketsizlik etmiş, cürüm işlemiş sayılırsınız.O kendisini çok büyük zanneder. Herkesten hürmet bekler. Hürmet edenleri de çok olur gerçi. Ama içten değildir. Sonra makamı biter, yetkilere elinden alınır. Hürmet edenleri gider. Artık ciddiye alınmadığını hisseder. Gerçekten de ciddi değildir aslında. Gücü ziyan olduğu için gülünüp geçilen insan oluverir. Hazırlıklı olmak lazım. 28/01/2008
ÇATLAK-3: Mevlana Mesnevi isimli eserinde şu hikâyeyi anlatır:“Sineğin biri kendini fevkalade bir şey sanırdı. Kendi kendine; ‘şüphesiz ki ben devrin zümrüdü anka kuşuyum, benden daha üstün kimse olamaz’ derdi. Birgün bir eşeğin sidiğinin içinde bulunan bir saman çöpüne kondu. Eşeğin sidiğini uçsuz bucaksız deniz, saman çöpünü gemi, kendini de kaptan sandı. ‘işte bu bir okyanus, bu da benim mükemmel gemim. Ben de dünyanın denizleri aşan en büyük kaptanıyım.’ dedi. Gururlandı, koltukları kabardı.”19/11/2008
ÇATLAK-4: “Çobanın birisi her gün dağda keçilerini otlatır. Bir gün sis ve yağmura yakalanınca alelacele keçilerini toplar ve ağılına döner. Sabah kalkınca çok kar yağdığını görür ve keçi otlatmaya çıkamaz. Ama keçilerinin arasında birkaç tane yaban keçisi olduğun fark eder. Çok hoşuna gider ve yaban keçilerine çok iyi bakar. Amacı kendisine alıştırmaktır. Kar nedeniyle birkaç gün otlatmaya çıkamayan adam kendi keçilerinin yemini kısar ve yaban keçilerini daha iyi besler. Öyle olur ki, kendi keçileri iyi beslenememekten artık süt bile veremez olur. Birkaç gün sonra hava iyileşir ve tekrar otlatmaya çıkar çoban. Çıkar ama akşam olup ağılına dönünce yaban keçilerinin olmadığını fark eder. Çok hayıflanır. ‘Kendi keçilerimin yemini kıstım bunlara verdim ama vefasızlar terk etti gittiler’ der durur kendi kendine. Yine bir gün dağda keçi otlatırken beslediği yaban keçilerden birisine rastlar. Yakalar ve sorar yaban keçisine: ‘-A vefasız, o kadar baktım size, niye kaçıp gittiniz ki?’. Keçi gayet ciddi cevap verir: ‘-Sen güvenilir bir adam değilsin. Çünkü, bizi yanlışlıkla sahiplendin ve gerçek sahibi olduğun keçileri aç bıraktın. Yarın başka keçi bulur da bu sefer de bizi aç bırakırsın diye kendi başımızın çaresine bakmaya karar verdik.’” 16/10/2009
ÇATLAK-5: Şapka satarak geçinen bir adamın yolu bir gün bir ormana düşmüş. Adam biraz yürüdükten sonra sıcaktan ve yorgunluktan bunalmış, bir ağacın altına oturmuş. Şapkalarla dolu sepetini de yere koymuş ve uykuya dalmış. Birkaç saat sonra adam tuhaf sesler duyarak uyanmış. Bir de bakmış ki yanındaki sepet bomboş. Şapkalar gitmiş. Kafasını kaldırıp ağaca bakmış ki, ağacın dallarında bir sürü maymun, her birinin kafasında adamın şapkaları... Adam düşünmeğe başlamış :'Ben şimdi ne yapacağım, şapkaları bu maymunlardan nasıl geri alacağım?' Düşünceli bir şekilde kafasını kaşırken bakmış ki, maymunlar da adamın taklidini yapıyorlar, kafalarını kaşıyorlar. Adam ellilerini havaya kaldırmış, maymunlarda... Derken adam ne yapacağını bulmuş, kendi kafasındaki şapkayı çıkarıp yere atmış, maymunlar da... Adam böylece bütün şapkaları geri almış, sepetine koyup yoluna devam etmiş. Aradan 50 yıl geçmiş... Artık adamın bir torunu varmış, o da dedesi gibi şapka satıcısı olmuş. Günlerden bir gün onun da yolu aynı ormana düşmüş. Hava yine çok sıcakmış ve genç adam bir ağacın altına oturmuş, şapkalarla dolu sepetini yanına koymuş ve uykuya dalmış... Bir saat sonra uyanmış, birde bakmış ki sepetin içinde şapkalar yok... Derken tuhaf sesler duymuş, birde kafasını kaldırmış ki ağacın üstünde bir sürü maymun, hepsinin kafasında birer şapka. Düşünmüş...' Dedem yıllar önce bana bir hikâye anlatmıştı... Ne yapacağımı çok iyi biliyorum...'
Adam kafasını kaşımaya başlamış, maymunlar da aynısını yapmışlar... Adam ellerini havaya kaldırmış, maymunlar da. Ve adam gülümseyerek kendi başındaki şapkayı çıkarmış yere atmış... o anda ağaçtaki maymunlardan biri yere inmiş, adamın yere attığı şapkayı kapmış, adama da bir tokat atmış ve şöyle demiş:'Sadece senin mi deden var şerefsiz !!! 25/12/2009
ÇATLAK-6: Schwab, ulaşılması güç yönetim başarısına ulaştığı zaman dostları nasıl becerdiğini sorarlar. O da başarısının sırrını anlatır:“Sahip olduğum en değerli vasfın insanlarda çalışma isteği uyandırabilme, onların coşkuyla çalışmalarını sağlama yeteneği olduğunu biliyorum. Bunu onları yüreklendirmek ve takdir etmek için kullanıyorum. Üstleri tarafından eleştirilmek kadar insanın çalışma hevesini kıran hiçbir şey yoktur. İnsanları eleştirmek yerine çalışmaları için teşvik edilmesi gerektiğine inanıyorum. Hataları görmezden gelir övgü için fırsat kollarım. Bir şeyi çok beğenirsem samimiyetle ifade eder, Övgüler yağdırırım. Hayatım boyunca dünyanın birçok yerinde pek çok insanla karşılaştım. Onaylayıp takdir edildiği zaman oranla daha fazla çaba harcamayan tek kişiye rastlamadım.12/01/2010
VE ÇATLAKLARIN HİKÂYESİ: Adamın biri metafizik bilimini öylesine ileriye götürmüş ki; kerpiç eviyle bile muhabbet eder olmuş. Bir gün evin duvarının çatladığını görünce bir avuç samanlı çamur yoğurup o çatlağı tamir etmiş. Belli aralıkla oluşan böyle çatlakları da aynı metotla tamir etmeye devam edermiş. Bir gün ev artık dayanamayıp çökmüş. Canını zor kurtaran adam sitemle evine sormuş: “A evim, o kadar muhabbet ettik. Bari yıkılacağını da bana söylesen de eşyalarımla canımı rahat rahat kurtarsaydım.” Ev acı bir tebessümle cevap vermiş sahibine: “Be adam, her ağzımı açıp söylemeye niyetlendiğimde bir avuç toprağı ağzıma tıkadın. Sonunu sen hazırladın!”21/06/2010
Bilahare görüşürüz… |